Kalbe Konan Gömlek
Ramazan, insan ruhunun en sessiz tamir mevsimidir. Açlıkla terbiye edilen beden değil, aslında yorgun düşmüş kalptir. Gün boyu susan mide değil, çoğu zaman yıllardır dinmeyen iç gürültümüzdür.
Hz. Yusuf kıssasının en zarif anlarından biri, Yusuf Suresi’nin 93. ayetinde karşımıza çıkar:
“Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun; gözü açılır…” (Yusuf, 12/93)
Bu cümle ilk bakışta bir mucize anlatır gibi görünür. Oysa biraz derine indiğimizde, burada insan ruhuna dair çok incelikli bir hakikat saklıdır.
Yakup’un gözlerini kapatan şey yalnızca zamanın biyolojisi değildir. Uzun yıllara yayılan hasret, kayıp, belirsizlik ve hüzündür. Derin bir kederin bedene yansımasıdır. Bazen gözler görmez olur; çünkü kalp fazlasıyla yük taşımaktadır.
Ve Yusuf’un gönderdiği gömlek…
Bir kumaş parçasından çok daha fazlasıdır. Bir hatıradır. Bir umut işaretidir. Bir “her şey bitmedi” mesajıdır. Ayrılığın sembolü olan gömlek, yıllar sonra kavuşmanın ve şifanın vesilesine dönüşür.
Ramazan da biraz böyledir.
Hayatın yorucu akışı içinde kalbimize gönderilmiş manevi bir işaret gibidir. Günlük telaşların, kırgınlıkların, iç sıkıntılarının ortasında kalbe konan görünmez bir gömlek gibi…
Çünkü insan çoğu zaman gözünü kapatan şeyin farkında bile olmaz.
Bazen öfke kör eder,
Bazen kırgınlık,
Bazen haksızlığa uğramışlık hissi,
Bazen de adını koyamadığımız iç yorgunluk…
Ramazan işte tam bu noktada devreye girer.
Hayatı susturmaz.
Sorunları sihirli şekilde yok etmez.
Kaderin akışını değiştirmez.
Ama insanın iç dünyasına yumuşak bir temas bırakır.
Tıpkı Yusuf’un gömleği gibi…
Ramazan’ın en büyük mucizesi aç bırakması değil, hafifletmesidir. İnsan bu ayda fark eder ki, yüklerin çoğu dışarıdan değil içeriden taşınmaktadır.
Biriktirdiğimiz kırgınlıklar,
Sessizce büyüttüğümüz sitemler,
İçimizde defalarca tekrarladığımız hesaplaşmalar…
Oysa Hz. Yusuf’un tavrı başka bir yol gösterir.
İhanete rağmen kin yoktur.
Güce rağmen öfke yoktur.
Haklılığa rağmen sertlik yoktur.
Finalde cezalandırma değil, iyileştirme vardır.
Ramazan’ın ruhu da budur.
Bu ay bize yalnızca sabrı değil, yük bırakmayı öğretir. Haklı kalmayı değil, hafif kalmayı öğretir. Hesap tutmayı değil, kalbi ferahlatmayı öğretir.
Çünkü bazı körlükler gözle değil, gönülle ilgilidir.
Ve bazı şifalar ilaçla değil, merhametle gelir.
Belki de bu yüzden Ramazan, her yıl kalbimize konan bir Yusuf gömleğidir.
Unutulan umutları hatırlatan,
Katılaşan yerleri yumuşatan,
Ağırlaşan ruhu hafifleten…
İnsan bu ayda anlar ki, Allah bazı yaraları doğrudan değil, kalbin derinliklerine bıraktığı ince dokunuşlarla iyileştirir.
Sessizce.
Göstermeden.
Ama kökten.
Ve Ramazan’ın en büyük hediyesi belki de şudur:
Hayatın içinde sertleşmeden güçlü,
Kırılmadan hassas,
Yorulmadan sabırlı kalabilmek…
Tıpkı Yusuf gibi.
Tıpkı affın en zarif hali gibi.
Tıpkı kalbe konan o gömlek gibi…
Hasan GÖKMEN
Kuşadası Müftülüğü Şube Müdürü








Benzer Haberler
ÇOCUKLARIMIZ NEREYE GİDİYOR?
ELVEDA EY RAMAZAN
KADİR GECESİ: ÜMMET-İ MUHAMMED’E VERİLEN BÜYÜK İLAHÎ LÜTUF
Bir Gece ki Bin Aydan Daha Hayırlı
Vahyin Yolculuğu: Hira’dan Dijital Çağa
Kalbe Konan Gömlek
Ramazan Ayında Düşünmemiz Gerekenler
Söke İlçe Müftülüğü’nden Görkemli Fener Alayı Programı